KARİYE VE BİR BAŞKA İSTANBUL

0
30

“Bir başka İstanbul isimli araştırma dizisinde ilk durağımız Kariye ve Asitane olacak. Kariye, Haliç’in güney kıyılarındaki Fener ile Ayvansaray arasında yer alan, farklı kültürleri içerisinde barındırması ile ünlü, adeta bir açık hava müzesini andıran Balat semtine çok yakın.”

“Yazar B. Ergin Borobey’in 2014 yılında Kariye ile ilgili hazırlamış olduğu araştırma yazısı.”

Bir başka İstanbul isimli araştırma dizisinde ilk durağımız Kariye ve Asitane olacak. Kariye, Haliç’in güney kıyılarındaki Fener ile Ayvansaray arasında yer alan, farklı kültürleri içerisinde barındırması ile ünlü, adeta bir açık hava müzesini andıran Balat semtine çok yakın.

Image for post

Kariye, Edirnekapı yakınlarında küçük ama oldukça sevimli bir semt. Arnavut kaldırımlı sokakları, tıpkı Sultanahmet’teki “Soğukçeşme” sokağını andırır desem yeridir. Köşkü ve müzesiyle de oldukça ünlüdür. Zaten Kariye denilince akla ilk olarak Kariye Kilisesi yani “Kariye Camii Müzesi” gelir. Müzeye gelen sokak, Kariye Oteli ve Asitane Restaurant ile başlar. Aşağı doğru inmeye başladığınızda yıllar boyu büyük bir titizlikle saklanmış cumbalı evler karşılar sizi. Ardından dar sokaklarda renk renk evler arasına gerilen iplere asılmış çamaşırlar. Çok geçmeden bunlara eşlik eden çemberli bacaksızlarla göz göze gelirsiniz. Anları eksik olan çok yanı var buradaki şehir üstü yaşamların. Başınızı kaldırıp şöyle bir etrafı seyretmeye başladığınızda yüzyıllara kafa tutmuş matuh binalar görürsünüz. Bu yapılar her ne kadar perişan ve bakımsız halde olsalar da hala zarif ve etkileyicidirler. Kentin değişen yerleşim yapısına, planlarına ve teknolojiye karşı dik duruşun sergilendiği asil bir mevkidir burası. Hatta “ne olur hiç bozulmasın” diye iç geçirdiğimiz ender ve azoik yerlerden biridir.

Image for post

Fener, Balat, Kariye ve Çarşamba…

Attığınız her adımda, geçmişten bir şeyler hissedeceksiniz bu fotojenik semtte. Farklı zamanlarda aynı sokaklarda koşmuş, aynı okullarda okumuş, hatta aynı evlerde yaşamış nice insanların hikâyeleri var bu muhitte. Dar ve dik yokuşlarının dönemeçlerine gizlenmiş, sayısız yaşam öyküleri ile dolu hüzünlü bir semti muazzama. Fötr şapkalı geçkin beyefendiler ve nice şık kadınların topuk seslerine şahitlik etmiş Arnavut kaldırımlarda geçmiş çok geride kalmış durumda. Söylendiği üzere bir zamanlar fasıllarını burada tamamlamış insanlar artık yoklar. Rumlar ve Ermeniler, Museviler, Süryaniler… Hepsi bir parçalarını bırakmışlar burada. Filmlere sahne, hikâyelere fon olan bu azoik semtte barış ve huzurun hâkim olduğu günlerde Ramazan ve Kurban Bayramları, Hamursuzlar, Paskalyalar ve Yortular birlikte kutlanmış, hatta kimi zaman yan yana ibadet etmiş insanlar. Patrikhane, Tekfur Sarayı, Kariye, Fethiye Camii ya da esas adı ile Pammakaristos Manastırı, İsmail Ağa Cemaati ve Camii, Kızıl Lise, Kanlı Meryem Kilisesi, Dimitri Kantemiroğlu, Agora Meyhanesi, Gergoryan Çeşmesi ve diğerleri hepsi bu dar sokaklarda kaybolmaya müsait hatıralarda gizlenmiş durumda. Fener, Balat ve Çarşamba ile ilgili araştırmalarımızı şimdilik sonraki yazılarımıza bırakalım.

Kariye ve Kariye Camii Müzesi

Kariye, yapısıyla ve evleriyle aslında Fener, Balat semtlerinden çok farklı olduğu söylenemez. Her semtin kendine özgü hissedilir bir dokusu olsa da, bu muhitleri birbirlerinden ayıran sıfatlar sahip olduğu tarihi mekânlar ve olaylar ile ilgilidir. Bunlardan biri de “Kariye Camii Müzesi” Doğu Roma Medeniyetinin en önemli kültür hazinelerinden biri olan Kariye Camii Müzesi, Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla izApps tarafından son derece cazip bir uygulamaya dönüştürüldü. Bugün Kariye Müzesi adıyla hizmet veren Kariye Camii eski “Khora Kilisesi” Bizans dönemini en iyi anlatan eserlerden biri olarak Türk ve dünya kültür tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Müzenin çatısı altında bulunan Bizans dönemi mozaik ve freskleri dönemin en iyi korunmuş belirgin izleri arasında yer alır. Bu yönüyle tüm dünya sanat tarihçilerinin göz bebeği olan Kariye Camii, şimdi teknolojinin büyüsüyle dokunulmaya hazır.

Image for post

Asıl adı Chora olan kilise Osmanlı hâkimiyetinden sonra Kariye Camii adını almış. Constantinus zamanında İstanbul surlarının dışında kalan Chora Theodosius zamanında surların içerisine alınmış ancak ismi kırsal alan olan “Chora” olarak kalmış. Burada inşa edilen ilk kilise bir depremde yıkılmış, daha sonrasında da peyderpey onarım geçirmiş. Kilise 16. yüzyılın başında Atik Ali Paşa tarafından camiye dönüştürülmüş ancak sahip olduğu muhteşem mozaikler ve freskler hiç bir zaman kaldırılmamış. Fakat bu freskler ve mozaikler zamanla alçı, boya ve kire bürünmüş. Amerika Bizans Enstitüsü tarafından restore edilen (Chora Museum) Kariye Camii Müzesi’ni ilk gördüğünüzde oldukça mütevazı ve sadedir. Ancak içine girdiğinizde gözlerinizi kamaştıracak ve sizi büyüleyecek bir güzelliğe sahip. Müze içerisinde her mozaiğin özgün bir hikâyesi var. Detaylı araştırma için bizzat Saffet Emre Tonguç ve Pat Yale’nin “İstanbul Hakkında Her Şey” kitabına bakabilirsiniz. Kariye Camii Müzesi, Hz.İsa ve Meryem’in hayatını kronolojik olarak anlatan mozaik ve freskleriyle, hem dini, hem tarihi hem de sanatsal açıdan oldukça büyük ve derin bir hazine. Kilisenin inşa edilmesini sağlayan dönemin aydınlarından Teodoros Metohides’in mezarının da bulunduğu Kariye Camii Müzesi Bizans Rönesans’ının başyapıtlarından biri olarak kabul ediliyor.

B. Ergin Borobey (2014) İstanbul Ajansı

Cevap Ver

Yorumunuz
Adınız