DEPREMİN BİLİNMEYENLERİ│DEĞİŞİK BİR DEPREM YAZISI – ERCAN GÜRSES

0
53

 “Depremi siyasete alet etmesinler” demeyeceğim. Nasılsa eden edecek. Onları elimizin tersiyle bir kenara itelim. Biz her şeyi somut veriler ve rakamlarla anlatalım.

      İşin manşetini de en başta verelim. “Afetlere hazırlık konusunda bir Japonya değiliz. Ama yirmi yıl öncesine göre çok daha iyi yerdeyiz”

        Peki afetlere müdahale.

        Onda mütevazı olmak yok.

        Dünya birincisiyiz.

        Flaşları verdik. Ara başlıklarla devam edelim.

        Son rakamları, öngörüleri, senaryoları, hazırlıkları paylaşayım.

        En popüler tartışma haline getirilen deprem vergileri ile başlayalım mesela.

DEPREM HARCAMALARI TOPLANAN VERGİNİN ON KATI…

       Devletin elindeki rakamlara göre şimdiye kadar toplanan deprem vergileri, depreme ilişkin yapılan harcamaların sadece onda biri…

       Başka bir deyişle,  “2003-2019 arası dönemde toplam 66 milyar liralık dolaylı ve dolaysız deprem vergisi toplanmış. Buna karşılık depremler ve depremlere ilişkin tedbirler için harcanan para bunun neredeyse on katı. 625 milyar lira”

      Elinde başka rakamlar olanları bilmem ama bunlar resmi veriler. Devletin ilgili kurumlarında da mevcut.

      Peki bu 625 milyar lira nerelere gitti?

        Mesela 2003 Bingöl depreminde 2.2 milyar lira harcanmış. Van depremi sonrası harcanan para 8 milyar lira. Kütahya depreminde 3.5 milyar lira.

       Neler yapılmış peki? Kütahya’da 1050 konut, 14 işyeri. Van’da 26.000 konut, 428 işyeri, hayvan barınakları, 53 okul vesaire.

       Sanılıyor ki depreme ilişkin harcamalar deprem olunca yapılıyor sadece. Hayır öyle değil. Her an harcanıyor. Deprem olsa da olmasa da. Ama görünmüyor.

       Mesela depreme dayanıksız olduğu tespit edilen derslikler sürekli güçlendiriliyor. Kamu binaları da öyle. Kentsel dönüşüm tüm hızla sürüyor. 376 Emniyet binası baştan yapıldı. Çürük olan Adliye binaları, cezaevleri güçlendiriliyor.

      Barajlar güçlendiriliyor.

      İkincil felaketlere karşı önlemler çok pahalı. Bunlar alınıyor. 

      Mesela Elazığ’da ikincil afet olmaması çok daha büyük felaketi önledi.

      Deprem bölgesine en çabuk ulaşılabilecek yollar yapılıyor. Bunun için deprem haritalarındaki önceliklere dikkat ediliyor.

        Paraların bir kısmının deprem sonrası sosyal desteklere gittiği, sanayi altyapılarının güçlendirildiğini de unutmayalım.

ELAZIĞ’DA ÖLÜ SAYISI 4.000 OLABİLİRDİ.

      Üst düzey bir devlet yetkilisinin bize verdiği bilgiye göre, şayet bu kentsel dönüşümler, bina güçlendirmeleri, altyapı yatırımları, ikincil felaketleri önleme çabaları olmasaydı Elazığ’da ölü sayısı 40 değil, bunun 100 misli, yani 4.000 olabilirdi.

       İlk 24 saatlik plan, 24 günde bile uygulanamazdı.

      Şurası kesin.

      Türkiye Marmara depreminin yaşandığı 1999’a göre farklı bir yerde.

      Artık AFAD gibi organizatör bir kurum var ve bu kurumun elinde bütün illerin faaliyet planı var. Mesela ‘X’ şehirde ‘Y’ şiddetindeki bir depremin senaryosu, olası harekat planı, tüm devlet kurumları ve STK’larla birlikte oluşturulmuş. Elazığ’da senaryo bire bir uygulanmış.

ELAZIĞ DEPREMİ TAHMİNLERİ TUTTU

      Acaba AFAD Elazığ’da, 6.8 şiddetinde bir deprem olacağı öngörüsüyle ilgili nasıl bir senaryo hazırlamış?

        Hemen söyleyelim.

      Kent merkezindeki tahminler tutturulmuş neredeyse. Senaryoda 38-41 can kaybı öngörülmüş. Ama kırsalda daha büyük yıkım bekliyorlarmış. Neyse ki bu olmamış.

        Üst düzey bir yetkiliye sorduk. “1999’da olsaydı neleri yapamazdınız?” diye.

         Aynen aktarıyorum.

        “Bakanlıklar, belediyeler, UMKE, koordinasyon olmazdı. Bu deprem sonrası TSK sağolsun İHA’ları tamamen emrimize verdi. 28 Şubat sonrası süreç için isterseniz hiç konuşmayayım, ne olabileceğini…”

HDP’Lİ BELEDİYENİN YARDIMI GERİ Mİ ÇEVRİLDİ?

        Yetkililer bu soruyu kabul etmiyor. Gerçeklerin çarpıtıldığını dile getiriyorlar.

        Biraz açalım.

        Öncelikle. Türkiye’de deprem sonrası müdahale, kurtarma ve yardım faaliyetleri bir organizasyona göre yapılıyor.

       Yani.

       Her isteyen, her istediği yerde, her istediğini, her istediği kişiye üstelik istediği gibi dağıtırsa organizasyonun çökme riski var.

       Daha da açalım.

       Biraz ekstrem bir örnek verelim.

       Mesela bir organizasyon biriminin görevi elektrikleri en kısa zamanda yeniden sağlamak ise, o birimin görevlisi susuzluktan ölmekte olan birisine dahi yardım etmemeli.

      O kişiye yardımı yapacak olan içme suyunu sağlayacak birim.

       Çünkü bu tür bir iyi niyetli zincir kopması yaşanırsa, bir kişinin hayatını kurtarırken yüz kişinin hayatını riske atabilir.

       Gelelim HDP’li belediyenin yardımının kabul edilmediği iddiasına.

       Devlet, yardım yapmak isteyen belediyeler ve STK’lara, adres olarak birim liderlerini gösteriyor.

       Mesela gıda yardımı yapacaksanız, birim lideri olan Kızılay vasıtasıyla yapacaksınız.

       Barınma yardımı yapacaksanız birim lideri AFAD’a başvuracaksınız.

       Jenaratörünüz varsa orada enerji bakanlığının tespit ettiği birim lideri yetkililer var.

       Yardım stilinizi kendiniz belirlerseniz ‘zinciri kopartır, kaotik bir ortama neden olursunuz’.

       Yetkililere göre, ‘HDP’li belediyenin yardımı geri çevrildi’ iddiası tam bir dezenformasyon.

       Yardım için ‘o belediye bir işbirliğini reddetti mi?’, bunu oradakiler bilir kuşkusuz.

       Ancak bize söylenen başka bir HDP’li belediyenin yardım kamyonunun, diğer STK’lar gibi Kızılay ile organize olarak yardımını muhtaç kimselere ulaştırdığı.

       Yani olayda bir parti ayrımı yok. Organizasyon disiplini var.

DEPREM YARDIM SİSTEMİ KURULURKEN THY ÖRNEK ALINMIŞ

        Bu sistemi kurarken havacılık sektörü örnek alınmış. Evet şaka değil gerçekten. Üstelik THY’nin sistemi.

        Peki neden?

       Anlatalım…

        Bir yolcu uçağı düşünün. Amaç onu maksimum sürede havada tutmaktır. Uçak yere inince, yolcu boşaltma, temizlik, teknik kontrol, geri yükleme, yemek vesaire işleri var. Bu işlerden birisinde aksama olsa uçak yerde kalır. Dolayısıyla ticari zarar yazılır.

        Peki bu işler ivedilikle nasıl yapılır.

        Bir defa hepsinin eş zamanlı olması lazım. Mesela temizlik yapılırken, bir yandan yemek yükleme, bir yandan teknik kontrol. Hepsi aynı anda. Sadece eş zamanlı olmak yetmiyor. Yapılan işlerin kuyruğu da birbirine değmemeli. Yani hiçbir birim diğerine engel olmamalı.

        Afette de durum aynı. Bütün kurtarma ve yardım faaliyetleri eş zamanlı olmalı ve afet mekanı hemen ayağa kaldırılmalı. Herkes sadece kendi işini yapmalı. İyi niyetli de olsa başka işlere bulaşmamalı, başkasının işini zorlaştırmamalı”

        Bir felaket anında AFAD’ın detaylı planları devreye giriliyor. Afetin türü, afetin olduğu ille ilgili plan sadece iki dakika içinde uygulanmaya başlıyor. Lojistik merkezlerdeki vinç ve TIR’ına kadar her şey, 24 saat esasına göre hazır ve ekip idmanlı. Girip çıkacakları süreler belli.

DEPREMİ FIRSATA ÇEVİRENLER

      Onlar hep vardı maalesef. Yine varlar. Ama artık işleri daha zor.

      Çünkü AFAD Türkiye’nin bütün bölgelerinin topoğrafyasını belirlemiş ve güncellemekte. Yani, her yerin orta fotoğrafı onların ellerinde.

       Kurumun içinde fotoğraf ile ilgili bir birim var. Afet öncesi ve hemen sonrası, bir gün sonrası, bir hafta sonrası orta fotoğraflar, en profesyonel tekniklerle çekiliyor.

       Depremde zarar görmediği halde mülkünü yıkan, zaten yıkılmaya yüz tutmuş yerini deprem kapsamına sokmaya çalışanlara fırsat verilmiyor. Bu sistem Van depreminde test edilmiş. Dahası istismar edenlere karşı mahkemeler açılıp bu fotoğraflar delil olarak kullanılmış.

JAPONYA DEĞİLİZ AMA…

        Peki deprem olmadan yapılacaklar.

        Kamuoyunun bir kesimindeki kanı gibi acaba deprem olana kadar uyuyor, sonra deprem olunca uyanıp, on gün sonra yine uykuya mı yatıyoruz.

        Aslında böyle değil. Biz unutsak da devletin kurumları unutmuyor.

        Japonya kadar depreme hazırlıklı olmasak da, kentsel dönüşüm kamu binalarında önemli yenilenmeye yol açmış. Büyük çoğunluk depreme dayanıklı.

       Baraj ve göletlerin büyük çoğunluğu sessiz sedasız depreme karşı güçlendirilmiş.

ELAZIĞ’DA SİSTEM BAŞARIYLA KİLİTLENDİ!

       İkincil afetlere karşı önlemler sessizce alınmış. Mesela kimse farkında değil belki ama Elazığ depremi sonrası kentin o bölgesinin bütün doğalgaz ve elektrik sistemi kendini kilitlemiş. Bazı vatandaşlar bilmeden, “Elektrik de gitti” diye şikayet etmiş. Ama bu kilitlenme sayesinde ne bir patlama ne de bir yangın olmamış.

       Daha ileri riskler de hesaplanıyor kuşkusuz.

       Mesela 250 kilometre hızla giden bir hızlı tren. 7 şiddetinde deprem olan bir bölgeden geçebilir. Sistem kurulurken bunun tedbiri alınmış.

ELAZIĞ’DA BARAJLAR BİLE TETKİK EDİLDİ

      Yapılan işler küçümsenmemeli.

      817 kişilik tespit ekibi, Cuma gününden bu yana Elazığ, Malatya, Diyarbakır ve Adayaman’da toplam 13.346 binayı tetkik etti. Bunlardan 4.629’u hasarsız. Az hasarlı sayısı 4.826. Orta hasarlı 214. Ağır hasarlı 3.249. Yıkık 378.Acil yıkılacak 50.

       Ağır hasarlı binalar acilen yıkılıyor. Güçlendirme için uğraşılmıyor. İçine girilmesine izin verilmiyor.     Orta hasarlı olanlar ve az hasarlı olanlara güçlendirilme uygulanıyor.

        Bölgede 77 baraj ve gölet tetkik edildi. Hasar yok.

        58 yerel yönetim binası tetkik edildi hasar yok.

        Hayvan barınaklarında hasarlı olan 48’i yıkıldı. 95’i hasarlı boşaltıldı.

DEVLET 4 TAVUĞU TEMİN ETTİ!

       Belki inanamayacaksınız ama deprem sonrası hayvanlarla ilgili ayrı bir çalışma grubu kurulmuş. Telef olan 141 büyükbaş, 131 küçükbaş, 20 arı kovanı hemen temin edilmiş. 

       Bir yetiştirici 4 tavuğunun telef olduğunu söyleyince TİGEM onu da teslim etmiş.

      Çiftçilerin 33.5 milyonluk tarım ödemeleri yapılmış. Yem dağıtımları bitmiş.

BÖLGEDE 6.000 PERSONEL VAR

      Bölgedeki 6.000 yardım görevlisinin kimlerden oluştuğuna bakalım. Bunların içinde bütün çalışma grupları var. Bakanlık yetkilileri var. Psikolog var, asker var. STK yetkilileri var.

      “Ben STK yetkilisiyim yardım yapacağım” demekle olmuyor.  

     AFAD’ın organizasyon sistemine gireceksiniz. Daha doğrusu kabul edeceksiniz.

      Sistem ve koordinasyon bunu gerektiriyor.

ELAZIĞ DEPREMİ İÇİN AFAD’DAN 60 MİLYON LİRA

     AFAD Cuma gecesi olan deprem için şimdiye kadar neredeyse 60 milyon lira toplamış. Güncel rakam 58 milyon 660 bin lira. Bu vatandaşın yardımı. Kampanyalar ve televizyon kampanyaları buna dahil değil.

       AFAD bölgeye, 25-26 bin çadır, 27-28 bin yatak, 63 bin battaniye, elektrikli ısıtıcı, gıda kolileri gönderdi. Elazığ merkezde 8 ayrı noktada AFAD çadır bölgeleri kurdu.

KALICI KONUTLAR EN GEÇ BİR YIL İÇİNDE TESLİM

       Devlet Elazığ kent merkezine 1000 konteynerlik bir kent kuruyor. Burada 5000 kişi ikamet edecek.  Ayrıca yine Elazığ merkezde 400 rezerv konut da ihtiyaca sunuldu.

      Elazığ’da 600 konut için ihale çalışmalarına başlandı. Elazığ köylerde çelik konstrüksiyonlu 1000 konut için ihale başladı. Malatya Doğanyol için 1000 konut ihalesine de çıkılıyor.

       Hedef bu konutların hepsini bir yıl içerisinde teslim etmek.

COĞRAFYA KADERDİR

      Bitirirken…

     Coğrafya kaderdir. Biz de bir deprem ülkesiyiz.

     Bununla yaşayacağız. Ömrümüz boyunca buna para harcayacak ve tedbir alacağız.

     O yüzden birbirimizi ve devleti suçlamayı bırakalım.

     Varsa yapıcı eleştirimizi yapalım.

   Ama bilgi sahibi olmadan eleştirenleri lütfen dikkate almayalım.

Cevap Ver

Yorumunuz
Adınız